Kızıl Renk Kan Basıncını Yükseltir.

Kızıl Renk Kan Basıncını Sağlıklı Yükseltir.
kan basıncını sağlığında yükselten kızıl renk Heyecan ve duygu aralığını etkinleştirir, afrodizyak etkisi vardır. Sonuç olarak akupunktur noktaları enerji ve ışık bent kapakları olarak işlev görürler. Işık, vücuda, diğer yolların yanı sıra, akupunktur noktalarından girer ve organizmayı yine onlar aracılığıyla terk edebilir. Menoraji veya aşırı adet kanaması, kan basıncını sağlığında yükselten kızıl renk kanamasının miktar olarak fazla olması ve kanamanın uzun sürmesidir. Meridyenlerimiz bu Çi’yi yönlendirebilirler.

Tansiyonunuz yükseldikçe damarlara ve kalbe binen yük artmaya devam edecektir. Bundan korunmak için tansiyonunuzu belirli aralıklarla ölçtürün ve eğer yüksekse beslenme ve hayat tarzınızda yapacağınız değişiklerle normal seviyeler arasında tutun. Eğer sadece gıdalarla tansiyonu düşürmeniz mümkün değilse doktorunuz hipertansiyon için ilaç desteği önerebilir. Uzmanlar sonunda tuzun kan basıncını yükseltmesinin sebebini keşfetti. İşin ilginç yanıysa 16 yıl önce uzay yolculukları sırasında yapılan bir deneyin çözüme önayak olması Alman astronot Reinhold Ewald 1997 yılında uzayda hem bir bilim adamı hem de denek olarak üç hafta geçirdi. Ewald yer çekimsiz ortamda metabolizmada yaşanan değişiklikleri kayıt altına alabilmek için uçuştan başlayarak geri dönüşünden iki hafta sonrasına kadar yiyip içtiği her şeyin notunu tuttu. Ewald “Uçuş sırasında kontrollü bir şekilde gıda ve içecek tüketmeye ve bunları kayıt altına almaya büyük özen gösterdim. Daha sonra vücudumdaki tuz seviyesinde dünya üzerinde veya tıp kitaplarından alışık olunmayan bir farklılık keşfedildi” şeklinde konuşuyor. Astronotun kan değerlerindeki farklılıklar ile tükettiği gıda ve içecekler karşılaştırıldı. Tansiyonu Yükselten Besinler Yüksek kan basıncını sağlığında yükselten kızıl renk hastalarının tüketmemesi veya az tüketmesi gereken besinler listesinde sadece bir tür yemek ya da bir besin yer almıyor. Tansiyonu kontrol edebilmek için; tuzu azaltmak, alkolü bırakmak, daha çok sebze ve meyve yemek, kızartma yiyeceklerden uzak durmak ve hamburger gibi fast-food ürünleri hayatınızdan çıkarmak gibi köklü uygulamalara gitmeniz gerekebilir. Her hipertansiyon hastası için geçerli bir kural olmamakla birlikte, tuz tüketiminin düşürülmesi çoğunlukla kan basıncını azaltmaya yardımcı olmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Kalp Akciğer ve Kan Enstitüsü’ne göre (National Heart Lung and Blood Institute) günlük olarak tüketilmesi gereken tuz miktarı 2.4 gramdır.

Önceden hazırlanmış çoğu gıda ürünü, konserve yemekler, ekmek, atıştırmalık ürünler ve daha pek çok besin tuz içermektedir. Bunun üzerine, yemeklere daha fazla tuz dökmek, çoğumuzun günlük önerilen 2.4 gram tuzun bir kaç kat fazlasını tüketmemize neden olmaktadır. Yüksek kan basıncını sağlığında yükselten kızıl renk şikayeti bulunanlara öncelikle günlük tuz tüketimini sınırlandırmaları, yemeklere hazırlanırken kullanılan tuz dışında tuz dökmemeleri önerilmektedir. Ayrıca hazır gıdalar yerine taze besinler tüketmek tuz alımını düşürmeye yardımcı olacaktır. Örneğin taze et, balık ve tavuk eti pişmiş, hazır halde satılan, pişirildikten sonra doldurulup paketlenen etlere göre daha düşük sodyum içerir. Yemeklerde tuz yerine daha sağlıklı alternatifler olan zencefil, fesleğen, tarçın, hindistan cevizi, maydanoz, kekik ve biberiye gibi baharatları kullanabilirsiniz. Hazır Gıdalar Hazır gıdaların yüksek oranda tuz içerdiğinden yukarıda bahsetmiştik, şimdi tansiyonu yükselten diğer olumsuz etkilerine bir bakalım. Yüksek kalori içeriğine rağmen besin değeri oldukça düşük olan fast-food gıdalar kilo almayı sağlıksız bir biçimde hızlandırabilir. Fazla kilo ve obezite ise diyabet, kalp rahatsızlıkları ve hipertansiyon riskini önemli oranda arttırmaktadır.Bu tip gıdaların tüketilmesi sadece hipertansiyondan korunmak için değil kolesterolü sağlıklı düzeylerde tutmak içinde önerilmemektedir. Alkol kan basıncını sağlığında yükselten kızıl renk hastaları alkol tüketimini kesinlikle azaltmalı ya da bırakmalıdır. Bazı araştırmalar az miktarda alkol tüketiminin kan basıncını düşürdüğü yönünde sonuçlara sahip olmakla birlikte, aşırı alkol tüketimi kan basıncını direk olarak arttırarak hipertansiyonun tedavi sürecini olumsuz yönde etkiler. Yüksek kan basıncını sağlığında yükselten kızıl renk sinsi bir rahatsızlıktır ve tansiyonunuzu ölçtürene ya da yüksek tansiyona bağlı bir sağlık sorunu yaşayana kadar kan basıncınızın yüksek olduğunun farkında olamayabilirsiniz. Damarlarda veya kalpte önemli bir tahribata yol açmadan önce herhangi bir belirti göstermeden ilerleyebilir. Sonuçta Reinhold Ewald’ın vücudunda uzay yolculuğu sırasında yüksek miktarda tuz biriktiği tespit edildi. Ewald’ın vücudunda sağlıklı bir İnsanın yaklaşık 6 litre vücut sıvısında bulunabilecek kadar fazladan tuz birikmişti. Ancak Ewald’ın kilosu değişmemişti. ‘Vücut çok daha karmaşık çalışıyor’ Rupert Gerzer gibi Alman Havacılık ve Uzay Merkezi’nin birçok çalışanı tuzun vücutta çözündüğünü, fazla tuzunsa böbrekler üzerinden idrar yoluyla dışarı atıldığını düşünüyordu. Ancak yapılan deney İnsan vücudunun çok daha karmaşık bir şekilde çalıştığını ortaya koyuyor. Konuya açıklık getirmek için bir sonraki deney öğrenciler üzerinde yapıldı. Araştırmacılar bir grup öğrenciye normalde gıda ve içecekler yoluyla aldıklarından çok daha fazla tuz yükledi. Ewald “Denek olarak kullanılan ve karantinada tutulan zavallı spor öğrencileri… Ancak çabalar sonuç verdi. Sadece vücut sıvısındaki tuz miktarının ve kan basıncının yükselmediği; tuzun bağışıklık sistemi, kemik üretimi ve kemik erimesinde de payı olduğu tespit edildi” açıklamasını yapıyor.

Reinhold Ewald ile aynı deneyimi yaşayan deneklerin de vücutlarında tuz birikti ve tansiyonları yükseldi. Nasıl bir yol izliyor? O dönemde Berlin’de tıp eğitimi alan Jens Titze tuzun vücuttaki işleyişinden öyle etkilenmiş ki, moleküler etki mekanizmasını daha ayrıntılı şekilde anlamaya merak salmış. Profesör Titze bugün Erlangen Üniversite Kliniği’nde bu konuda yapılan bir araştırmanın başında bulunuyor. Titze çalışmaları sayesinde tuzun vücutta nasıl bir yol izlediğini anlamayı başardı. Bu konuda en önemli rolü bir çeşit akyuvar olan makrofajlar üstleniyor. Makrofajlar deri altındaki tuz ve sodyum miktarını ölçüyor. Titze “Bir akyuvar popülasyonu olan makrofajlar tuzla özel olarak ilgileniyor. Deride fazla sodyum depolandığında derideki lenf kılcal damarları üzerinden sodyumu taşıyor” diyor. Makrofajlar bunun için lenf sistemine yani vücut sıvısını taşıyan damarlara genişlemeleri için onu uyaran kimyasal bir haberci salgılıyor. Ancak tüm akyuvarlar makrofajlar gibi tuzla büyük bir uyum içinde çalışmıyor. Makrofajlar ve T hücreleri Jens Titze “Başka bir akyuvar popülasyonu olan T hücreleri aynı şartlar altında tuzla karşılaştıklarında vücut dokularına zarar veriyor. Bu elbette büyük bir felaket ve buna otoimmünite deniyor” açıklamasını yapıyor. Herhangi bir organizmanın bağışıklık sisteminin kendi protein ve dokularına karşı immün yanıt oluşturmasına “otoimmünite”, bu yanıt sırasında oluşan antikorlara ise “otoantikor” adı veriliyor. Organizmanın kendi yapılarına karşı otoantikorlarla saldırıya geçmesi ise dokularda bozulmaya sebep oluyor. Kısacası çok fazla tuz tüketenler sadece yüksek kan basıncını sağlığında yükselten kızıl renk gibi rahatsızlıklara yakalanma risklerini artırmıyor. Fazla tuz, örneğin MS yani multipl skleroz gibi otoimmün hastalıklarda hastalığın seyrini de ağırlaştırabiliyor. Ancak bu alanda daha yanıt bekleyen birçok soru var. Örneğin ileri yaşlardaki İnsanların normal beslenseler de neden deri altında fazla tuz depoladıkları hâlâ açıklık kazanmış değil. Alman astronot Reinhold Ewald 1997 yılında uzayda hem bir bilim adamı hem de denek olarak üç hafta geçirdi. Ewald yer çekimsiz ortamda metabolizmada yaşanan değişiklikleri kayıt altına alabilmek için uçuştan başlayarak geri dönüşünden iki hafta sonrasına kadar yiyip içtiği her şeyin notunu tuttu. Ewald “Uçuş sırasında kontrollü bir şekilde gıda ve içecek tüketmeye ve bunları kayıt altına almaya büyük özen gösterdim. Daha sonra vücudumdaki tuz seviyesinde dünya üzerinde veya tıp kitaplarından alışık olunmayan bir farklılık keşfedildi” şeklinde konuşuyor. Astronotun kan değerlerindeki farklılıklar ile tükettiği gıda ve içecekler karşılaştırıldı. Sonuçta Reinhold Ewald’ın vücudunda uzay yolculuğu sırasında yüksek miktarda tuz biriktiği tespit edildi. Ewald’ın vücudunda sağlıklı bir İnsanın yaklaşık 6 litre vücut sıvısında bulunabilecek kadar fazladan tuz birikmişti. Ancak Ewald’ın kilosu değişmemişti. ‘Vücut çok daha karmaşık çalışıyor’ Rupert Gerzer gibi Alman Havacılık ve Uzay Merkezi’nin birçok çalışanı tuzun vücutta çözündüğünü, fazla tuzunsa böbrekler üzerinden idrar yoluyla dışarı atıldığını düşünüyordu.

Ancak yapılan deney İnsan vücudunun çok daha karmaşık bir şekilde çalıştığını ortaya koyuyor. Konuya açıklık getirmek için bir sonraki deney öğrenciler üzerinde yapıldı. Araştırmacılar bir grup öğrenciye normalde gıda ve içecekler yoluyla aldıklarından çok daha fazla tuz yükledi. Ewald “Denek olarak kullanılan ve karantinada tutulan zavallı spor öğrencileri… Ancak çabalar sonuç verdi. Sadece vücut sıvısındaki tuz miktarının ve kan basıncının yükselmediği; tuzun bağışıklık sistemi, kemik üretimi ve kemik erimesinde de payı olduğu tespit edildi” açıklamasını yapıyor. Reinhold Ewald ile aynı deneyimi yaşayan deneklerin de vücutlarında tuz birikti ve tansiyonları yükseldi. Herhangi bir kan basıncını sağlığında yükselten kızıl renk ölçümünde kan basıncınız azıcık yüksek çıkarsa hemen telaşlanmayın. Biz doktorlar kan basıncınızın 140/90 mm/Hg’nin altında olmasını, hatta 130/85 mm/Hg’yi geçmemesini isteriz ama kan basıncında geçici yükselmelere yol açabilen pek çok durum var ve bunlardan en önemlisi aşırı stres. Stres kontrolü yetersiz, duygusal durumu değişken kişilerde en basit bir ruhsal travma, endişe, korku ve heyecan kan basıncını bir hayli yükseltebiliyor. “Beyaz önlük hipertansiyonu” olarak bilinen durum, “stres-hipertansiyon” ilişkisine güzel bir örnek. Bazı kişiler tansiyonlarını ölçmek için kendilerine yaklaşan doktor, hemşire, eczacı ya da başka bir sağlık görevlisini görür görmez -farkına varmadan- telaşlanıp strese giriyor, korkup endişeleniyor. Bu durum (özellikle doktor muayenelerinde, hastane polikliniklerinde ve eczanelerde yapılan kan basıncını sağlığında yükselten kızıl renk ölçümlerinde) sık rastlanılan bir probleme, ani ama geçici kan basıncı yükselmelerine sebep oluyor. Bu tip heyecanlı, telaşlı kişilerde tansiyonun birden bire fırlamasına yol açan şey yalnızca doktor-hemşire-eczacı olmayabiliyor. Bazı kişiler evde kendi kendilerine ve çocuklarına veya işyerinde arkadaşlarına ya da yardımcılarına yaptırdıkları kan basıcı ölçümlerinde bile gereksiz yere aşırı heyecana kapılabiliyor. ,

GLA’nın fazlası zararlı mı? Uygun dozlarda faydalanıldığında sağlığa yararlı olabilen omega-6 yağlarından biri de “gama linoleik asit”tir. Gama linoleik asit, özellikle çuha çiçeği tohumu yağlarında bol miktarda bulunuyor. Daha önceleri hodan tohumundan da elde ediliyordu ama şimdilerde daha çok çuha çiçeği tohumundan elde edileni tercih ediliyor. Özellikle cilt yaşlanmasını geciktirme, cildi nemlendirme, sıkılaştırma ve hormonal dengeyi destekleme söz konusu olduğunda GLA 35 yaş sonrası kadınların faydalanabilecekleri doğal desteklerden biri olarak gösteriliyor. Bilhassa sık sık dışarıda yemek zorunda olan, fast food besinler tüketen, kırmızı et ağırlıklı beslenen, şeker yoğunluğu yüksek yiyecekleri sevenlerin GLA’dan destek olarak faydalanmaları doğru olabilir. GLA’nın özellikle yangısal süreçleri baskılaması nedeniyle de önemli bir orta yaş desteği olabileceği belirtiliyor. Bununla birlikte GLA’dan faydalanmayı düşünüyorsanız, diğer besin desteklerinde olduğu gibi doktorunuza danışmalısınız. Hipertansiyon (yüksek tansiyon) ya da diğer tanımıyla yüksek kan basıncı, kan damarlarının yüzeyinde aşırı basınca neden olan kronik bir sağlık sorunudur. Genetik mirasınız yüksek tansiyonun nedeni olabilir ancak hipertansiyon daha çok kötü beslenme, fazla alkol tüketimi ve fiziksel aktivite eksikliğinde görülür. Yüksek tansiyonun neden olduğu kalp krizleri tüm dünyada başlıca ölüm nedenleri arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Tansiyonu yükselten yiyeceklerden uzak durarak ve sağlıklı bir beslenme programına sadık kalarak, sorunun daha ciddi hastalıklara yol açmasını engelleyebilirsiniz.

Kan basıncında bu durumda da beklenmedik yükselmeler ortaya çıkabiliyor. İşin kötüsü,Kalp ve damar sağlığında kan basıncını yükselten tansiyon kromoteraxpi kızıl renk faydasıyla birlikte tansiyonyüksekliği var korkusuyla telaş, endişe hali daha da artıyor, 3-5 dakika sonra yapılan yeni ölçümlerde değerler daha da yüksek bulununca ortalık iyice karışıyor!Ne Yapmalı? Böyle durumlarda yapılması gereken, bir “hipertansiyon merkezi” ile temas ederek kan basıncı yüksekliği yönünden iyi bir incelemeden geçmek. Çünkü bu tür kan basıncını sağlığında yükselten kızıl renk yükselmelerinin arka planında bazen başlangıç halinde bir hipertansiyon bulunabiliyor. Hatta sadece heyecana bağlanan kan basıncını sağlığında yükselten kızıl renk artışlarının da aslında daha önce gözden kaçmış bir hipertansiyon halinin ilk işareti olduğu saptanabiliyor. Özellikle 40 yaş ve sonrasında herkesin yılda 3-5 kez kan basıncını kontrol ettirmesinde fayda var. Özellikle kilo sorunu olanların, şeker hastalarının, kan yağlarında dengesizlik, damar sertliği, kalp problemi bulunanların, gut hastalarının, ailesinde hipertansiyon sıklığı yüksek olanların bu kontrolleri 3-5 ayda bir yaptırmaları gerekiyor.

Çünkü hipertansiyon hekimler tarafından “sessiz katil” olarak tanımlanıyor. Bunun nedeni herhangi bir belirti vermeden işini sinsice görebilmesi, gözde, böbreklerde, beyinde ve kalpte ciddi sağlık problemlerine yol açabilmesi.. Haberiniz olmadan yıllarca yüksek bir kan basıncına sahip olarak yaşayabilirsiniz. Toplumumuzun neredeyse -yetişkin nüfusun- dörtte birine yakınında hipertansiyon olduğu belirtiliyor. Ve ne yazık ki bu kişilerde belirti ve bulgular kan basıncı çok ileri evrelere ulaşıncaya kadar, hatta yaşamı tehdit eden problemler ortaya çıkana dek gözden kaçabiliyor. Zaten bu nedenle çoğu hipertansiyonlu hiçbir şeyin farkına varmadan, aramızda kendisini sağlıklı zannederek dolaşıyor. Bir çalışmaya göre hipertansiyonluların neredeyse yarısı böyle bir sorunu olduğunu bilmiyor. Baş ağrıları, yorgunluklar, aşırı terleme, çarpıntı, göğüs sıkıntısı, kas krampları, sık idrara çıkma gibi belirtiler hipertansiyonla birlikte görülebilir ama hipertansiyon sorununun belirti vermeden ilerleyen bir sağlık sorunu olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Hipertansiyonlu biri olup olmadığını anlamanın tek bir yolu vardır, o da kan basıncı ölçümleridir. Tüp bebekte tek embriyo dönemi Yurdumuzda, tüp bebek uygulamalarına yönelik yeni bir yönetmelik yürürlüğe girmiştir. Buna göre 35 yaş altındaki kadınlara ilk iki deneme için rahim içine tek embriyo transferine izin verilmektedir. ıki deneme sonrası gebelik olmazsa, sonraki denemelerde 2 embriyo transferine izin verilmektedir. 35 yaş üzerindeki kadınlara ise iki embriyo transferine izin verilmektedir. Önceden her yaş grubuna 3 embriyo transferine izin veriliyordu. şimdiki yönetmelikte amaçlanan, çoğul gebeliklerin önlenmesi ve dolayısıyla prematüre yoğun bakım ve erken doğuma bağlı sorunların önlenmesidir. Tek embriyo transferiyle gebelik oranları azalacağından, deneme sayılarının artacağı tahmin edilmektedir. Teknolojideki ilerlemeler ve merkezlerin tek embriyo konusunda tecrübelenmesi ile gebelik oranlarının daha iyileşeceği umut edilebilir. Aynı yönetmelikte, zorunlu haller (kanser, radyo-kemoterapi alınacak olması gibi) dışında sperm ve yumurta dondurulması da kesinlikle yasaklanmıştır. Tüp bebek yaptırmaya karar vermeden önce, hekiminizle mevcut durumu iyice konuşup anlamanız gerekmektedir. Nasıl bir yol izliyor? O dönemde Berlin’de tıp eğitimi alan Jens Titze tuzun vücuttaki işleyişinden öyle etkilenmiş ki, moleküler etki mekanizmasını daha ayrıntılı şekilde anlamaya merak salmış. Profesör Titze bugün Erlangen Üniversite Kliniği’nde bu konuda yapılan bir araştırmanın başında bulunuyor. Titze çalışmaları sayesinde tuzun vücutta nasıl bir yol izlediğini anlamayı başardı. Bu konuda en önemli rolü bir çeşit akyuvar olan makrofajlar üstleniyor. Makrofajlar deri altındaki tuz ve sodyum miktarını ölçüyor. Titze “Bir akyuvar popülasyonu olan makrofajlar tuzla özel olarak ilgileniyor. Deride fazla sodyum depolandığında derideki lenf kılcal damarları üzerinden sodyumu taşıyor” diyor. Makrofajlar bunun için lenf sistemine yani vücut sıvısını taşıyan damarlara genişlemeleri için onu uyaran kimyasal bir haberci salgılıyor. Ancak tüm akyuvarlar makrofajlar gibi tuzla büyük bir uyum içinde çalışmıyor.

Makrofajlar ve T hücreleri Jens Titze “Başka bir akyuvar popülasyonu olan T hücreleri aynı şartlar altında tuzla karşılaştıklarında vücut dokularına zarar veriyor. Bu elbette büyük bir felaket ve buna otoimmünite deniyor” açıklamasını yapıyor. Herhangi bir organizmanın bağışıklık sisteminin kendi protein ve dokularına karşı immün yanıt oluşturmasına “otoimmünite”, bu yanıt sırasında oluşan antikorlara ise “otoantikor” adı veriliyor. Organizmanın kendi yapılarına karşı otoantikorlarla saldırıya geçmesi ise dokularda bozulmaya sebep oluyor. Kısacası çok fazla tuz tüketenler sadece yüksek kan basıncını sağlığında yükselten kızıl renk gibi rahatsızlıklara yakalanma risklerini artırmıyor. Fazla tuz, örneğin MS yani multipl skleroz gibi otoimmün hastalıklarda hastalığın seyrini de ağırlaştırabiliyor. Ancak bu alanda daha yanıt bekleyen birçok soru var. Örneğin ileri yaşlardaki İnsanların normal beslenseler de neden deri altında fazla tuz depoladıkları hâlâ açıklık kazanmış değil. Potasyum, sodyumla birlikte hücre içi ve dışında sıvı ve mineral dengesinin sağlanmasına, kan basıncının düzenlenmesine yardımcı olur ve besinlerin hücre içine geçişini sağlar. Kalbimizin ve vücuttaki diğer kaslarımızın sağlıklı yapısını koruması potasyuma bağlıdır.

indeks: Renk Meditasyonu, Renk terapisi, fiziksel sağlığı, stres, kas, Doku, Enerji, Ezoterik, çarka, Homeopatik, color, sanat terapisi, alternatif tedavi, Color therapy, zihinsel sağlığı, ruhsal sağlığı, art Iherapy, alternative treatment, renk, zihin, beden, duygu, denge, canlılık, Spor,

.
.

Uyku Kas Ağrılarına Dinlendirir.

Ceviz Kabuğu Suyu Diş Tartarlarına Karşı Faydalıdır.

Hurma Diyabet, Şeker Hastalığına Faydalıdır

Aloe Vera, Gözde Kaşıntı, Kızarıklık ve Göz Nezlesine Faydalıdır.

Hurma, iktidarsızlığa iyi Geliyor

Anne Sütü Gözde Kaşıntı, Nezle, Kızarıklığa Faydalıdır.

Parmak basınç masacı Akupunktur Vucuda Faydalıdır


.

.

Bilgi Kaynaklarımız:

 

www.naturlebens.com

 

www.bitkiveinsan.com
www.faydaliyasam.com

 

www.enerjistmasor.com
www.google.com

 

UYARI:
Hastaliklari teşhis, tedavi etmek 1219 sayılı Tababet Kanunu’na göre sadece hekimlerimizin görevidir. Bu web sitesinde yer alan bilgiler sağlıklı ve faydali yaşama hakkında tavsiye niteliğinde olup paylaşımlar ve konularımız tavsiye ettiğimiz ürünlerimiz ilaç değil, faydali yaşama besin destek ürünleridir. Tedavi veya doktor tedavisi yerine geçmez. Paylaşılan metinlerde ve Kürlerin içerisinde geçen bitkilerin kullanımından önce, adı geçen bitkilere alerjiniz olup olmadığını kontrol ettirdikten sonra kullanmanız tavsiye olunur. Hayata sağlıklı, afiyet içinde, faydali yaşamanız dileklerimizle.

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.